Haberler Azınlıklar Belgeseli Azınlık Hikayeleri Azınlık Sorunları Yarışmalar Forum Linkler 

Haberler
Azınlıklar Meclis’e soğuk    19.06.2007 20:57:35   

Azınlıklar Meclis’e soğuk

Kaynak: Aksiyon
Yer: Türkiye
Tarih: 19.6.2007

Ermeni kökenli Efrin Bağ, Demokrat Parti’den İstanbul 2. Bölge’de yarışacak. 14. sırada aday gösterilen Bağ, sıralamadan dolayı Meclis’e girme şansının çok zayıf olduğunu biliyor. Ancak bu durum Bağ’ı hiç rahatsız etmiyor: “Ben siyasete ilk kez giriyorum ve bu sıralama benim için normal. Kendimi iyi tanıtıp partim için çalışırsam bir dahaki seçimlerde üst sıralarda ismimi görebilirim.” Bitlis’in Mutki ilçesi nüfusuna kayıtlı Efrin Bağ, 1971’de İstanbul’a gelip yerleşmiş. 1980’de Kapalıçarşı’da küçük bir dükkânla kuyumculuk işine giren Bağ, altın sektöründe kısa sürede dünyaca tanınan ‘Bağ’ markasını oluşturmuş. Kapalıçarşı’nın yanı sıra Amerika ve Dubai’de bir şubesi bulunuyor. Altın imal ettiği küçük fabrikada 300 kişi çalıştıran Efrin Bağ, belirgin bir siyasi görüşünün olmadığını söylüyor. DP’den aday gösterilmesi de bu partide bulunan bir arkadaşı sayesinde olmuş. “Benim hayatımda siyaset yoktu. Ancak sosyal faaliyetlerin içinde hep oldum.” Ancak Bağ, DP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ı beğendiğini söylemeyi ihmal etmiyor. 3 çocuk babası 50 yaşındaki Efrin Bağ, seçim çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor. Feriköy, Beşiktaş, Eminönü bölgesinde seçmenle buluşuyor. Ermeni cemaatinin 60 bin oyunun olduğunu söyleyen Efrin Bağ, cemaatin kendisini desteklediğini ve seçimin kendisi için çok iyi bir tecrübe olacağını düşünüyor.

ANTİ-EMPERYALİST, HIRİSTİYAN SOLUM

İstanbul’da Meclis’e girmek için boy gösterecek diğer bir gayrimüslim ise Habib Ekrem Çelik. Protestan cemaatine mensup Çelik İstanbul 2. Bölge’den bağımsız aday olarak parlamentoya girmenin yollarını arayacak. Kendisini ‘Türk-Hıristiyan’ olarak tanıtan Çelik, 45 yaşında, evli ve iki çocuk babası. Ancak bu kimliğini biraz daha geniş tutuyor; AK Parti’ye katılan Ertuğrul Günay için söylenen “Müslüman Sol” tanımına atfen kendisinin de “Hıristiyan Sol” olduğunu söylüyor. Ekrem Çelik, Türkiye’deki azınlıkları ve bu ülkede kendini dışlanmış hissedenleri temsil etmek amacıyla aday olduğunu söylüyor. Halktan biri olduğunu kanıtlamak için kendisini ve hedeflerini anlatan bir internet sitesi kurup, bir de video klip hazırlamış. Ailesi ile kahvaltı yaptığı klip YouTube’da da yayınlanıyor.

Hatay doğumlu lise mezunu Çelik, 4 yıl boyunca kilise içi Hıristiyan ilahiyatı ve doktrini üzerine eğitim almış. Çevre sorunlarından laiklik meselesine kadar her konuda görüşleri olan Çelik emperyalizme karşı mücadele etmek için çaba harcadığını söylüyor. Emperyalizme karşı duran tek partinin Saadet Partisi olduğunu, Meclis’e girmesi durumunda SP’yi bu duruşundan dolayı destekleyeceğini dile getiriyor.

Türkiye’de laikliğin ve bayrak mitinglerinin istismar edildiğine de vurgu yapıyor Habib Ekrem Çelik: “CHP ve dünün Maocusu bugünün Atatürkçüsü İşçi Partisi mitingleri istismar etti. Herkes menfaat peşinde. Türkiye’de laiklik yok. Ben tam laiklikten yanayım. Herkesin inancını özgürce yaşamasından yanayım. Ama ideolojilere göre bir laiklik dayatması var.” Nev-i şahsına münhasır milletvekili adayı Habib Ekrem Çelik, seçilmesi halinde seçmeni için neler yapacağını da bir bir sıralamış: “Düğününüze, nişanınıza gelirim; nikah şahidiniz olurum, beraber fotoğraf çektirebiliriz, sizinle Meclis’te yemek yiyebilirim, sizinle özel sohbet edebilirim, hastanız varsa yol gösteririm, doğum tarihlerinizi bana iletirseniz kutlama mesajı geçerim, askerinizi kışlasına kadar teslim edebilir, zaman zaman ziyaretine gidebilirim.”

Birlikte yaşamı savunan Ekrem Çelik’e göre İstanbul 2. Bölge’de 40 bin Hıristiyan oyu var ve Protestan cemaati kendisini destekliyor. Seçilip Meclis’e girme ihtimali hakkında ise, “Eğer Tanrı benim Meclis’te olmamı istiyorsa seçilir ve giderim. Bana düşen, gerekli çalışmaları yapmak.” diyor. Beşiktaş’ta esnaflık yapan Çelik, milletvekili seçilmemesi durumunda siyasetten hiç ayrılmadan yoluna devam edecek. Çelik’in B planında ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışına girmek var.

CHP’Lİ SÜRYANİ ADAY

Mardin’in Midyat ilçesinde kuyumculukla uğraşan Süryani cemaatinden Gebro Tokgöz ise bir başka gayrimüslim aday. CHP’den 5. sıra adayı olan Tokgöz, vekil seçilemeyeceğini biliyor; ancak bu sıralama onun heyecanını kırmışa benzemiyor. Evli ve 7 çocuk babası Gebro Tokgöz ilk defa bir Süryani kökenli ismin aday gösterilmesini ve adaylık sürecini şöyle anlatıyor: “Seçilmezsem de partime oy kazandıracağımı biliyorum. Siyasete ilk adımı atmış oluyorum, gelecekte durum daha da farklı olacaktır. Süryani cemaati aday gösterilmemi sevinçle karşıladı.” Belçika, Hollanda, Almanya gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan Süryanilerin de aday olduğu için kendisini takdir eden demeçler verdiklerini dile getirerek, “Bu yeter bence” yorumunu yapıyor Tokgöz.

Milletvekili adayı dördüncü isim ise Balıkesir’den. Ermeni kökenli İsmet Şahin’i, Demokratik Toplum Partisi (DTP) bağımsız aday olarak destekliyor. İsmet Şahin’in de Balıkesir’den seçilip Meclis’e girme ihtimali çok az. Fakat o yine de siyasi propaganda faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydederek, şansını sonuna kadar kovalayacağını dile getiriyor.

Son 20 yılda azınlık veya gayrimüslimlerin siyasetle ilişkisi pek yok. Bu durum, siyasi partilerin tercihlerinden çok gayrimüslimlerin kendilerini arka planda tutmalarından kaynaklanıyor. Oysa geçmiş dönemlerde ve Osmanlı’nın son zamanlarında gayrimüslimler için iktidarın bir parçası olmak nerdeyse bir yarış olarak telakki ediliyordu.

Azınlıkların Osmanlı’nın son döneminde yoğun bir şekilde siyasi-idari rol aldıkları biliniyor. Meşrutiyet öncesinde nazırlık başta olmak üzere birçok memuriyet görevlerinde bulunan azınlıklar, Meşrutiyet’ten sonra da çok sayıda milletvekili çıkardı. 1876 Kanuni Esasi ile teşkil edilen “Heyet-i Ayan” ve “Heyet-i Mebusan” olmak üzere iki organdan oluşan ilk Osmanlı parlamentosunda Heyet-i Mebusan’ı oluşturan 115 kişiden 46’sı gayrimüslim vekillerden oluşuyordu. Bu sayı, yüzde 40’a tekabül ediyordu. 2. Meşrutiyet döneminde de durum oldukça belirgindi. 1908’de 26 Rum, 14 Ermeni, 4 Yahudi varken 1912 yılında 15 Rum, 13 Ermeni ve 4 Yahudi mebus görev yapıyordu. 1914’e gelindiğinde ise rakamlarda pek bir değişiklik görülmüyor: 13 Rum, 14 Ermeni ve 4 Yahudi vekil Meclis’te kendi topluluklularını temsil ediyordu.

Gayrimüslim azınlıklar, Osmanlı’nın yıkılış sürecinde ortaya koydukları ayrılıkçı faaliyetlere rağmen Cumhuriyet döneminde vekil olarak veya farklı görevler üstlenerek TBMM’de de yer aldılar. Atatürk’ün azınlıklara ayrıca kontenjan ayırması, onların Meclis’e girmelerine imkan sağladı. Örneğin, Ermeni Berç Keresteciyan Türker, Afyon milletvekili seçilmişti. 1935-1939 seçimlerinde Atatürk’e yakınlığı ile bilinen Dr. Abrevaya Marmaralı iki dönem üst üste Niğde milletvekili olarak Meclis’e girdi. Bu dönemde Rum asıllı Av. Mihal Kayaoğlu ve Dr. Miko Fakaçeli TBMM’ye girenler arasında yer alıyordu. Demokrat Parti döneminde kontenjan usulü ile uygulanan sistem kaldırılarak, aktif siyaset yapan azınlık adayları seçimler yoluyla Meclis’e girmeye başladı. Kontenjanın kaldırılmasına rağmen yine çok sayıda gayrimüslim vekil çıktı. Ancak bu süreç daha sonra çok daraldı, 1960’tan sonra gayrimüslim milletvekili aday sayıları azaldı ve buna paralel Meclis’e girme olanakları çok daha zorlaştı.

SON TEMSİLCİ, CEFİ KAMHİ

Yakın tarihte, gayrimüslim Türk vatandaşı olan Cefi Kamhi azınlıkları temsilen Meclis’e giren son kişi olarak biliniyor. Doğru Yol Partisi’nden vekil olan Musevi kökenli Kamhi’den sonra gayrimüslimlere Meclis yolu neredeyse kapandı. Cumhuriyet döneminde Meclis’te daha çok Rum ve Yahudi kökenli gayrimüslimlerin yer aldığını söylemek mümkün. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in döneminde Ermeni Harmine Agavni Kalustyan, Yahudi Erol Dilek ve Rum kökenli Kaludi Laskari’nin “devlet başkanı temsilcileri” sıfatıyla milletvekili yapılmaları ise ilginç bir tarihî anekdot.

1960’tan sonra gayrimüslimlerin Meclis’e neredeyse hiç girememesini Fatih Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Yard. Doç. Dr. Cafer Ulu şöyle açıklıyor: “1960 sonrası çeşitli siyasi partilerden aday olmalarına rağmen azınlıklar siyasette başarılı olamadı. Bunun temel nedenleri çeşitli olmakla birlikte nüfuslarının az olması, tabanlarının yeterli olmayışı ve toplumda azınlıklara karşı var olan ön yargı sayılabilir. Parti içinde yaşanan oy hesapları, dengelerin tercihleri, parti içi demokrasi eksikliği gibi problemlerden dolayı azınlık mensuplarının mevcut düzen içinde siyaset yapması mümkün olmadı. Bu süreç günümüze kadar devam etti.”

Cafer Ulu, önümüzdeki dönemlerde gayrimüslimlere ilginin artacağını düşünüyor: “Bazı gayrimüslimlerde nüfus artıyor. Süryaniler geri dönüyor örneğin. Bu da oy demek. Ve azınlıklar artık bilinçli bir şekilde harekât etmeye başladılar. Yani İstanbul’da azınlıklar bir araya gelirse en az 2 kişiyi Meclis’e gönderebilirler.”
 
 Üye Girişi
Doldurulmalıdır. 
Şifre Doldurulmalıdır. 
 

Üye Olmak İstiyorum
Şifremi Unuttum


Haberler l Azınlıklar Belgeseli l Azınlık Hikayeleri l Azınlık Sorunları l Yarışmalar l Forum l Proje Özeti l Üyelik l İletişim l Linkler l



Bu yayında ortaya konulan görüşler Avrupa Komisyonu'nun görüşlerini yansıtmamaktadır
The views expressed on this website do not necessarily reflectthe views of the European Commission